Koç Holding: Otomotivde Çinlilerle ortaklık planlarımız var
Koç Holding Otomotiv Grubu Başkanı Haydar Yenigün, CNBC-e’de Emre Özpeynirci’nin sunduğu Otoekonomi programında küresel otomotiv sektöründeki dönüşüm, Çinli üreticilerin Avrupa’daki yükselişi, Avrupa Birliği’nin “Made in Europe” yaklaşımı ve Türkiye otomotiv sanayisinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Avrupa’nın Çinli otomotiv üreticilerine karşı uyguladığı ek vergilerin sektöre zaman kazandırmayı amaçladığını hatırlatan Yenigün, Çin ile Avrupa arasındaki rekabette temel farklardan birinin devlet desteği olduğunu söyledi.
Çinli üreticilerin güçlü kamu desteğiyle hareket ettiğini, Avrupalı şirketlerin ise dönüşümü büyük ölçüde kendi imkanlarıyla gerçekleştirmeye çalıştığını ifade eden Yenigün, Avrupa’nın ABD gibi Çinli otomobilleri tamamen dışlayan bir politika izlemediğine dikkat çekti.
“Avrupa, ‘Burada satıyorsan burada üret’ diyor”
Avrupa Birliği’nin Çinli markalara yönelik yaklaşımının giderek yerelleşme eksenine oturduğunu belirten Yenigün, “Avrupa Birliği mantıklı bir çerçeve çizdi ve ‘Önümüzdeki dönemde satışların Çinli olması durumunda, bu Çinli araçların burada üretilmesini istiyorum’ dedi. Bu kendi başlarına gelerek de olabilir, ortaklık, joint venture kurarak da olabilir” diye konuştu.
Bu yöndeki ilk adımların İspanya ve Macaristan’da atıldığını kaydeden Yenigün, batarya teknolojisinin ise rekabetin en kritik alanlarından biri olduğunu vurguladı.
Çin’in batarya, maliyet, teknoloji, kalite ve yazılım alanlarında önemli bir seviyeye ulaştığını ifade eden Yenigün, otomotiv sektöründe rekabetin artık yalnızca geleneksel araç üretimi üzerinden ilerlemediğini; ADAS, yazılım ve abonelik tabanlı hizmetlerin de belirleyici hale geldiğini söyledi.
“Çinli şirketler teknolojilerini paylaşmak istemiyor”
Batılı ve Amerikalı otomotiv üreticilerinin 20-25 yıldır Çin’de faaliyet göstererek Çin otomotiv sanayisinin gelişimine önemli katkı sağladığını belirten Yenigün, bugün ise sürecin tersine dönmeye başladığını söyledi.
Yenigün, Çinli şirketlerin Avrupa ve Türkiye’ye yönelik yatırımlarında teknoloji paylaşımının önemli bir başlık olduğuna işaret ederek, “Joint venture yapacaksınız ama Çin tarafı teknolojisini paylaşmak istemiyor” dedi.
Çin’de 150’nin üzerinde otomotiv markasının bulunduğunu hatırlatan Yenigün, önümüzdeki 10-15 yılda bu sayının yaklaşık 30’a kadar gerilemesinin öngörüldüğünü, hangi şirketlerin ayakta kalacağının ise henüz net olmadığını ifade etti.
Avrupa’nın batarya konusunda tamamen alternatifsiz olmadığını söyleyen Yenigün, Güney Kore gibi batarya teknolojisinde güçlü ülkelerle yeni iş birliklerinin geliştirilebileceğini kaydetti.
“Türkiye’yi dışarıda bırakmak Gümrük Birliği açısından büyük sorun yaratır”
Yenigün, Türkiye açısından en önemli riskin “Made in Europe” tanımının Avrupa Birliği sınırlarıyla dar biçimde sınırlandırılması olduğunu söyledi.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 1996’dan bu yana yürürlükte bulunan Gümrük Birliği’ne dikkat çeken Yenigün, “En büyük tehlike, Avrupa’nın kısıtlı bir bakış açısıyla ‘Avrupa’da yap, Avrupa’da sat’ tanımını çok dar tutmasıdır. Eğer böyle yaparlarsa Türkiye işin dışında kalır” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye otomotiv sanayisinin Avrupa üretim ve tedarik zinciriyle yaklaşık 30 yıldır bütünleşmiş durumda olduğunu vurgulayan Yenigün, Türkiye’nin kapsam dışında tutulmasının yalnızca Türkiye’ye değil Avrupalı üreticilere de zarar vereceğini savundu.
Türkiye’de 2 milyon adedin üzerinde kurulu otomotiv üretim kapasitesi bulunduğunu ve bu kapasitenin önemli bölümünün Avrupa merkezli şirketlerle bağlantılı olduğunu belirten Yenigün, Türkiye’deki tedarikçilerin Avrupa’nın önde gelen üreticilerine parça sağladığını söyledi.
“Avrupa bu kuralı koyarsa OEM’ler zarar görür ama esas tedarik sistemi bozulur” diyen Yenigün, Türkiye’nin Avrupa otomotiv ekosisteminin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Koç Grubu “Made in Europe” için girişimlerini sürdürüyor
Yenigün, Türkiye’nin “Made in Europe” kapsamına dahil edilmesi için hem özel sektörün hem de kamunun girişimlerini sürdürdüğünü söyledi.
Koç Grubu’nun bu konuda aktif şekilde çalıştığını belirten Yenigün, Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği (OYİDER) ve Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği’nin (TAYSAD) ortak hareket ettiğini, Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) nezdinde de girişimlerde bulunulduğunu anlattı.
Türkiye’nin ilgili bakanlıklar üzerinden Avrupalı muhataplarına görüşlerini aktardığını belirten Yenigün, konunun Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı seviyesinde de gündeme getirildiğini söyledi.
ACEA'nın yaklaşımına tepki
ACEA’nın Türkiye’deki mevcut Avrupalı yatırımlar ile yeni yatırımlar arasında ayrım yapılmasına yönelik yaklaşımını da değerlendiren Yenigün, böyle bir ayrımın kabul edilemez olduğunu söyledi.
Avrupa’nın Çin karşısında yalnız hareket etmek yerine Türkiye, Japonya, İngiltere, Güney Kore ve Kanada gibi ülkeleri de üretim ekosistemine dahil etmesi gerektiğini savunan Yenigün, Avrupa’daki iş gücü sorununun da önümüzdeki dönemde daha görünür hale geleceğini belirtti.
Yenigün, “Amacımız Çinlilere karşı korunmaksa tek başımıza yetmeyiz; Türkiye, Japonya, İngiltere, Kore hatta Kanada’yı da ekosisteme dahil edelim” görüşünün Avrupa açısından daha doğru bir yaklaşım olduğunu ifade etti.
“Türkiye'nin elinde karşılık verebileceği araçlar var”
Türkiye’nin “Made in Europe” dışında bırakılması halinde farklı ticaret ve vergi politikalarının gündeme gelebileceğini belirten Yenigün, Türkiye pazarındaki ithal otomobiller içinde Avrupa’nın önemli bir ağırlığa sahip olduğuna dikkat çekti.
Türkiye’nin gerektiğinde yerli üretimi destekleyen ve ithal araçların maliyetini artıran farklı vergi düzenlemelerine gidebileceğini söyleyen Yenigün, “Her şeyin bir çaresi var” değerlendirmesinde bulundu.
“Planlarımız adetler bazında hazır”
Türkiye’de otomotiv sektörünün elektrikli araç dönüşümüne hazırlığını da değerlendiren Yenigün, Koç Grubu şirketlerinin gerekli hazırlıkları tamamladığını söyledi.
Türkiye’deki otomotiv üretim kapasitesinin önemli bir bölümünün Koç Grubu şirketleriyle bağlantılı olduğunu ifade eden Yenigün, Tofaş’ın dönüşüme hazır olduğunu, TürkTraktör’ün de elektrikli ve otonom traktör üretimine yöneldiğini belirtti.
Türkiye’nin otomotiv alanındaki altyapısı, yetişmiş insan kaynağı, yönetici kalitesi, yabancı dil yetkinliği ve karar alma esnekliğinin önemli bir rekabet avantajı sağladığını vurgulayan Yenigün, grubun Avrupa’dan çıkacak farklı senaryolara göre hazırlık yaptığını açıkladı.
Yenigün, “Made in Europe’a girdiğimiz durum için de, giremediğimiz durum için de planlarımız hazır. Hem de adetler bazında hazır. Bu planların içinde Çinliler ile ortaklıklar da var” dedi.
Türkiye ile Çin arasındaki yatırım görüşmelerinde yaşanan sorunların yakın dönemde çözülebileceği beklentisini de paylaşan Yenigün, “Önümüzdeki 1-1,5 ay içinde Türkiye ile Çin arasındaki pürüzlerin çözüleceğine inanıyorum. O çözüldüğü anda işin rengi değişecek” ifadelerini kullandı.
Yenigün, Avrupa’nın Türkiye’yi yeni otomotiv ekosisteminin dışında bırakmasının hem Avrupa üreticileri hem de tedarik zinciri açısından olumsuz sonuçlar doğuracağını savunarak, “Avrupa bizi dışarıda bırakırsa büyük bir hata yaptığını anlayacak” dedi.
OTOPODYUM
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.