Markalar online’a geçti bayi, yazılımla arka kapıyı zorluyor

Markalar online’a geçti bayi, yazılımla arka kapıyı zorluyor
Otomobil al-sat yaparak piyasayı manipüle eden bazı kişilerin özel bir yazılım yaptırıp, online satışa sunulan araçların önemli bir bölümünü gerçek tüketiciden önce satın aldıkları yönündeki iddialar, sektörün başlıca gündem maddeleri arasına girdi

Pandemi öncesi emekleme seviyesinde olan e-ticaret, pandemi sürecinde ise altın çağını yaşadı. Özellikle 2020-2021 yıllarında tüm dünyada etkili olan karantina dönemi, evlerde geçirilen süreyi artırmış ve ticari hayatı da geri dönüşü olmayan bir biçimde dijitale taşımıştı.

Tüketici alışkınlıklarının değişmesi ve markaların da fiziksel noktalardan yaptıkları satışlara göre dijitalde daha yüksek kârlar elde etmesi, artık neredeyse her sektörün e-ticarete girmesine yol açtı. Bu durum, farklı sektörlerde dijital kanal yatırımlarını hızlandırdı.

E-ticarete son giren sektörlerden birisi ise otomotiv oldu. Pandemi döneminde servis randevusu, alınan araçların teslimat süreçleri ve yedek parça siparişleri gibi operasyonları dijitalleştiren sektör, artık yavaş yavaş satış operasyonunu tümden dijitale taşıyor.

DİJİTAL SATIŞ İLE BAYİ BAYİ DOLAŞMAYA SON

Otomotivde dijital satış, tüketicinin satın almak istediği araç için en uygun fiyatı bulmak adına bayi bayi dolaşmasının önüne geçerek, genel merkezi belirlediği tek bir fiyat üzerinden istediği araca ulaşmasını sağlıyor.

Ayrıca, aracın donanım paketini ve diğer özelliklerini online showroom üzerinden belirlemesine de imkan veriyor.

Yeni nesil otomobil satış yöntemi, artık birer teslimat noktasına dönüşecek bayilerin de operasyon masraflarını düşürecek ve daha küçük showroomlarda hizmet vermesine olanak sağlayacak.

Aslında bir nevi 'fabrikadan' satış modeli olarak da tabir edilebilecek dijital otomobil satışı, hem markaya, hem bayiye hem de tüketiciye kolaylık sağlayacak bir model olarak görülüyor.

SATIŞ MODELİ 40 YILDIR İLK KEZ DEĞİŞİYOR

Bu konuya özel bir rapor hazırlayan Deloitte, mevcut otomotiv perakende ve dağıtım modelinin 1980'lerden bu yana büyük ölçüde değişmeden kaldığını vurguluyor.

Raporda, bu durumun hem tüketici hem de üreticiler için verimsiz olduğuna değiniliyor.

Ayrıca, tüketiciler için bir araba satın almanın uzun evrak işlerini içeren yavaş bir süreç olduğu, üreticiler için ise mevcut otomobil değer zincirine katkıda bulunan birden fazla paydaşın, kâr marjlarını düşürdüğü de vurgulanıyor.

FIRSATÇILAR KAPIYI AÇIK BULDU

Fakat, dünyada yavaş yavaş başlayan bu model, yaklaşık 4 yıldır otomobilin bir yatırım aracı haline geldiği Türkiye'de bir takım soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

Otomotiv sektöründe, online satış modelinin öncüsü ABD'li elektrikli otomobil üreticisi Tesla olarak biliniyor. Tesla'nın müşterileri tüm ödeme süreçlerini ve araç tercihlerini şirketin internet sitesi üzerinden gerçekleştirip, araçları hazır olunca da markanın teslim noktalarından araçlarını alabiliyorlar.

Türkiye'nin yerli elektrikli otomobil markası Togg da, Tesla'nın sistemin benimseyerek, arada bir bayi olmaksızın Gemlik'te ürettiği T10X modelini Türkiye'nin farklı bölgelerindeki deneyim/teslimat noktalarından müşterilerine teslim ediyor.

Hem Togg hem de Tesla'nın satış modelinde, arada bir bayi kâr marjı olmadan tüketici otomobile erişebiliyor.

MERCEDES'TEN 'ONLINE' ADIM

Bu sürecin, hali hazırda bayi altyapısı olan konvansiyonel markalara nasıl entegre edilebileceği merak konusu haline gelmişken, Mercedes-Benz Türkiye'den dikkat çeken bir açıklama geldi.

Öyle ki, Alman markanın yetkilileri, Kasım 2022'de Habertürk'e yaptıkları açıklamayı Mayıs 2023'te hayata geçirerek ülke çapında dijital satışa geçtiğini duyurdu.

Böylece, Türkiye genelinde tek fiyat politikasına geçilirken, stok yönetimi de doğrudan genel merkez tarafından yapılır ve stok durumu da müşteriler tarafından anlık olarak görülebilir hale geldi.

ÖZEL YAZILIM YAPTIRILDIĞI İDDİA EDİLDİ

Ne var ki, sektörde ses getiren bu hamle, ilk duyurulduğu günden beri çeşitli iddialar ile anılır oldu.

Bu iddiaların en büyüğü ise, otomobil al-sat yaparak piyasayı manipüle eden bazı kişilerin özel bir yazılım hazırlatıp, Mercedes'in online satışa sunduğu araçların önemli bir bölümünü satın aldıkları şeklinde.

Ortaya atılan iddialar, bu kişiler özel bir yazılım sayesinde, kendilerini sisteme farklı tekil şahıslar gibi tanıtıp, bu konuda Mercedes'in yaptığı denetimleri aşarak araçları satın alabildikleri yönünde. Tüm bunların, Alman şirketin online satışlarını askıya alması ile sonuçlandığı belirtiliyor.

Bu konuda Mercedes-Benz Türkiye cephesinden henüz bir açıklama gelmediğini belirtmek gerek. Fakat, marka yetkililerinin, sistemi iyileştirme çalışmaları yapmaları sebebiyle online satış hizmetini Temmuz'a kadar ertelediklerine yönelik açıklamaları mevcut.

Yazımızın bu kısmına kadar kadar, otomotiv sektöründeki online satış trendlerine değinerek, sistemdeki muhtemel açığın sonuçlarını aktarmaya çalıştık.

Bu noktada, kalemi teknoloji editörümüz Cem Özenen'e bırakmak daha yerinde olacaktır. Zira, işin yazılım tarafı ile birlikte güvenlik açığı ve tüketicinin karşısına çıkabilecek teknik aksaklıkları Cem daha ayrıntılı aktaracaktır.

BASİT SANILAN TEKNOLOJİLERİN ARKA PLANI

Teknolojinin gelişimi dışarıdan bakıldığı zaman oldukça basit görülüyor. Elimizdeki cep telefonlarımızdan veya bilgisayarlarımızla internet üzerinden hayatımızın hemen her alanını yönetebilir hale geldik. Ancak tüm verilerimizi internet üzerinde depoladığımız ve işlemlerimizi yaptığımız bir dünyada arka planını bilmeden verdiğimiz ‘izinler’, yaptığımız alışverişler kimi zaman verilerimizin başkalarının eline geçmesine de sebep olabiliyor. Bu noktada veri güvenliği için firmaların harcadığı bütçeler çoğu zaman dışarıdan gördüklerimizin çok üzerinde bir arka plana sahip olabiliyor.

İnternet üzerinden yapılan alışverişlerin arka planında bizim dışarıdan tek tıkla yaptığımız alışverişlerden çok daha karmaşık bir güvenlik altyapısı bulunuyor.

Dünya devi teknoloji firmalarının dahi verilerini yeterince koruyamadığına şahit oluyoruz. Elbette Mercedes’in yaşadığı iddia edilen durumda sorun verilerin çalınması değil, sistemin Türkiye şartlarına yeteri kadar iyi hazırlanmaması olarak adlandırılabilir. Mercedes’in yaşadığı manipülasyon sorunları teknolojik altyapıda yaşanan bir problemden çok, arzın talebi karşılayamamasından gerçekleşen bir durum olarak ortaya çıktı.

TOGG VE TESLA’DA SİSTEM NASIL YÜRÜYOR?

Mercedes’in gerçekleştirmeye çalıştığı hibrit sistemden farklı olarak, Türkiye’nin doğuştan elektrikli otomobili Togg pazara alışılmışın dışında ve daha önce Türkiye’de denenmemiş bir şekilde giriş yaptı. Bayisiz bir sistem ile satışına başlayan yerli üretici online uygulaması Trumore üzerinden ön siparişleri alarak teslimatları ‘kura’ ile belirleyerek yaptı. Türkiye’de ilk olan bu sistemi global pazarlarda gerçekleştiren, önde gelen elektrikli araç üreticisi Tesla da Türkiye’de takip etti.

'HER TC KİMLİĞE BİR ARAÇ SATIŞ HAKKI'

Bu aşamada Togg, her ‘TC kimliğe tek bir araç satış hakkı’ vererek fırsatçı ve galericilerin araç stoklama isteklerinin önüne geçti. Şirketlerden 5-10 farklı kişi sisteme giriş yaparak araç almaya çalışsa bile toplam bireysel araç almak isteyenlerin sayısının yüksek oluşu ön siparişler sonrası yapılan çekilişte bireysel tüketicinin şansının çok daha yüksek olmasına olanak tanıdı.

YAPAY ZEKÂ TABANLI ÇEKİLİŞ SİSTEMİ

Markanın mobil uygulaması Trumore ve internet sitesi üzerinden ön sipariş veren kullanıcıların belirlendiği bu çekiliş sisteminde ise yapay zekâ öne çıktı. 177 bin 467 kişinin katıldığı ve noterler tarafından yapılan ‘kura çekilişi’nin altyapısında kullanılan ileri teknoloji sistem ile çekiliş dakikalar içerisinde sonlandı ve tüketiciler konfigürasyonunu yaptıkları araçların teslim günü için bilgilendirilmeye başlandı.

GÜVENLİĞİ NASIL SAĞLADI?

Marka bu süreçte kullanıcıların ve çekiliş sürecinin güvenliğini ise sıradan kullanıcıların çok da aşina olmadığı bir yöntem ile sağlıyor: Blok zinciri (Blockchain). Blok zinciri teknolojileri konusunda Ava Labs ile stratejik ortaklığa imza atan ve bu şekilde güvenliği sağlayan Togg, dijital varlıkların ölçeklenebilir, güvenli ve tam uyumlu yönetimini sağlamak için de teknoloji şirketi METACO ile iş birliği yaptı.

Blok zinciri tabanlı çözümleri için METACO’nun Harmonize platformunu kullanan marka, kurumsal düzeyde depolamanın yanı sıra kullanıcıları için kullanımı kolay bir cüzdan çözümü de sundu. METACO’nun IBM Cloud üzerinde çalışan platformu, Togg ekosistemi için çok yönlü bir akıllı sözleşme yönetimi çerçevesi sağlayarak, uçtan uca dijital varlık yaşam döngüsü yönetimi ve NFT’lerin “mintlenmesi” (blok zincirde yayınlanması), depolanması ve aktarılması dahil olmak üzere tam kapsamlı varlık hizmeti desteği sağlayacak. Harmonize, hiçbir taviz olmaksızın dijital varlıkların tamamında iş akışlarının ve yönetişim süreçlerinin uçtan uca orkestrasyonuyla güvenli, uyumlu ve esnek saklama çözümleri ortaya koydu.

CLOUD ÜZERİNDEN ŞİFRELEME SİSTEMİ

Harmonize’ın yanı sıra IBM Cloud Hyper Protect Services tarafından da desteklenecek. IBM LinuxONE tabanlı inşa edilen ve IBM Cloud üzerinde çalışan bu hizmet, şirketlere şifrelenmiş verileri, iş yükleri ve şifreleme anahtarları üzerinde tam yetki sağlamak üzere tasarlandı. Bulut sağlayıcı olarak IBM’in dahi sayılan unsurlara erişimi bulunmuyor. METACO’nun Harmonize platformuyla bir araya geldiğinde bu altyapı, dijital varlık saklayıcıların pazara hızlı giriş yapmalarına, varlıkların korunmasını sağlamalarına ve milyonlarca cüzdana ulaşacak şekilde ölçeklendirme gibi sonuçlar elde ediliyor.

BLOK ZİNCİRİ NEDİR?

Geleneksel veritabanı teknolojileri, finansal işlemlerin kaydı açısından birçok zorluk içeriyor. Alıcı ve satıcı arasındaki birbirine olan güvensizliği ortadan kaldıracak üçüncü bir merkezi araya alan blok zinciri işlemlerin kaydedilebileceği merkezi olmayan, kurcalamaya karşı dayanıklı bir sistem oluşturarak bu sorunları azaltıyor. Bu yeni nesil güvenlik sistemini ise en basit anlatımla verilerin dijital ortamda şifrelenerek kaydedildiği bir tür kayıt defteri ya da kayıt listesi olarak tanımlayabiliriz. Verilerin tarih sırasına göre zincir şeklinde bağlanarak saklandığı bu sistemde, verilerin yanı sıra kaydedildiği zamanı da gösteren bir bilgi saklanıyor. Tek bir merkeze bağımlı olmayan bu sistem herkesin kayıtların bir kopyasına sahip olabileceği şekilde tasarlanıyor. Bu sayede daha güvenli ancak bir o kadar da şeffaf şekilde korunması sağlanıyor.

VERİ GÜVENLİĞİ, VERİYİ DEPOLAMA ŞEKLİ İLE BAŞLIYOR

Ancak gelişen güvenlik sistemlerine rağmen birçok şirketin siber saldırılara maruz kaldığı ve verilerin sızdırıldığı haberleriyle de her geçen gün karşı karşıya geliyoruz. Önde gelen alışveriş siteleri ‘Yemeksepeti’ ve ‘Getir’ gibi firmaların da veri sızdırma sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gördük. Bu aşamada ise veri depolama şekli güvenliği bir üst seviyeye çıkartan sistem olarak görülüyor. Örneğin, “Kullanıcıdan alınan datalar ‘40 yaşında, erkek, evli, iki çocuklu İstanbullu kullanıcı’ olarak tanımlanıyorsa veriler çalınsa dahi bir sorun oluşturmuyor. Ancak isim, soyad, adres gibi bilgilerin açık olarak depolanması bu verilerin herhangi bir saldırı anında çok daha açık sorunlar yaratmasına sebep olabiliyor.

TESLA ARAÇ İÇİNDE GÜVENLİK AÇIKLARIYLA GÜNDEME GELMİŞTİ

Güvenlik araştırmacılarına göre birbirine zincirlenmiş üç güvenlik açığı sebebiyle, kötü niyetli bilgisayar korsanlarının bir Tesla'ya uzaktan müdahale edebileceği belirtilmişti. Siber saldırganlar, ışıkları kapatabiliyor, kornayı çalabiliyor, bagajı açabiliyor, ön cam sileceklerini etkinleştirebiliyor ve bilgi-eğlence sistemine müdahale edebiliyordu... Togg'un kullandığı blokzincir teknolojisinin araç içi sistemlerin de güvenliğini sağladığı belirtilmişti.

Yiğitcan YILDIZ-Cem ÖZENEN / HABERTÜRK
https://www.haberturk.com/online-arac-satisinda-hileli-yazilim-iddiasi-3604345-ekonomi

OTOPODYUM

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.